Hakkında To Be or Not to Be
Ernst Lubitsch'in yönettiği 1942 yapımı 'To Be or Not to Be', II. Dünya Savaşı'nın gölgesinde geçen ancak duruma uygun mizah anlayışıyla bezeli bir komedi klasiğidir. Film, Nazi işgali altındaki Varşova'da faaliyet gösteren bir tiyatro topluluğunun hikayesini konu alır. Grubun oyuncuları, yanlışlıkla bir Polonyalı direnişçinin Alman casusunu bulma çabalarına dahil olur ve bu süreçte sahnedeki yeteneklerini gerçek hayatta kullanmak zorunda kalırlar.
Carole Lombard'ın sinemadaki son performansı olan filmde, Lombard Maria Tura rolünde karşımıza çıkarken, Jack Benny de onun kıskanç oyuncu eşi Joseph Tura'yı canlandırır. İkili, özellikle tiyatro sahneleri ile gerçek hayattaki rolleri arasındaki geçişlerde unutulmaz bir kimya sergiler. Lubitsch'in 'Lubitsch Dokunuşu' olarak bilinen incelikli mizah anlayışı, savaş gibi ağır bir temayı bile neşeli ve zekice bir şekilde ele almasını sağlar.
Film, zamanında bazı çevrelerce konusunun hassasiyeti nedeniyle eleştirilse de, bugün kara mizahın ve politik hicvin başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Oyun içinde oyun yapısı, kimlik karmaşaları ve beklenmedik entrikalarla dolu senaryosu, izleyiciyi ilk dakikadan itibaren ekrana kilitlemeyi başarır. 'To Be or Not to Be', sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda savaşın absürtlüğüne ve sanatın direnişteki rolüne dair derin bir bakış açısı sunar. Görsel şölen arayanlar için değil, zekice yazılmış diyaloglara ve zamanın ruhunu yansıtan bir hikayeye değer verenler için mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıttır.
Carole Lombard'ın sinemadaki son performansı olan filmde, Lombard Maria Tura rolünde karşımıza çıkarken, Jack Benny de onun kıskanç oyuncu eşi Joseph Tura'yı canlandırır. İkili, özellikle tiyatro sahneleri ile gerçek hayattaki rolleri arasındaki geçişlerde unutulmaz bir kimya sergiler. Lubitsch'in 'Lubitsch Dokunuşu' olarak bilinen incelikli mizah anlayışı, savaş gibi ağır bir temayı bile neşeli ve zekice bir şekilde ele almasını sağlar.
Film, zamanında bazı çevrelerce konusunun hassasiyeti nedeniyle eleştirilse de, bugün kara mizahın ve politik hicvin başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Oyun içinde oyun yapısı, kimlik karmaşaları ve beklenmedik entrikalarla dolu senaryosu, izleyiciyi ilk dakikadan itibaren ekrana kilitlemeyi başarır. 'To Be or Not to Be', sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda savaşın absürtlüğüne ve sanatın direnişteki rolüne dair derin bir bakış açısı sunar. Görsel şölen arayanlar için değil, zekice yazılmış diyaloglara ve zamanın ruhunu yansıtan bir hikayeye değer verenler için mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıttır.


















